BUÜ Mühendislik Fakültesi’nden Sera Gazını Azaltan Proje

BURSA Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Mühendislik Fakültesi’nden Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Mardani, çimento üretiminde ortaya çıkan sera gazını yüzde 20 oranında düşüren bir proje geliştirdi. Doç. Dr. Mardani, projenin, küresel ısınmaya neden olan sera gazı salınımını azaltıp, betonun dayanıklılığını arttırarak, deprem nedeniyle oluşan yıkımları azaltacağını söyledi.

BUÜ Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Mardani, çimento üretiminde ortaya çıkan sera gazını yüzde 20 oranında düşüren, betonu güçlendiren ve çimentonun klor iyonlarını bağlama özelliği sayesinde demirin paslanmasını engelleyerek, betonun servis süresini de uzatan bir proje geliştirdi. 1 ton çimento üretiminde, yaklaşık 1 ton karbondioksitin açığa çıktığını belirten Doç. Dr. Mardani, dünyada ortaya çıkan sera gazlarının yaklaşık yüzde 9’unun çimento üretimi sırasında ortaya çıktığına dikkat çekerek, “Bildiğiniz gibi ‘Avrupa Yeşil Mutabakatı’ ile biz sera gazı salınımını yüzde 50 oranında düşürmeyi hedefliyoruz. Bu hedefe ulaştıktan sonra da sera gazı üretim oranını sıfıra düşürmeyi hedefliyoruz. Biz de bu kapsamda bir proje ürettik” dedi.

‘SERA GAZINI DÜŞÜRMEZSEK ÜLKEMİZE FARKLI VERGİLER UYGULANACAK’

Sera gazının yüzde 50 düşürülmesinin hedeflendiği Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın, Türkiye’nin Avrupa 2’ncisi olduğu yapı malzemesi sektörünü etkileyeceğini düşündüklerinden böyle bir proje geliştirdiklerini belirten Doç. Dr. Mardani, “Dünyada ortaya çıkan sera gazlarının yaklaşık yüzde 9’u çimento üretimi sırasında ortaya çıkmaktadır. 1 ton çimento üretimi için yaklaşık 1,2 ton ham madde yakılmaktadır. Bunlar kalker, kireç taşı ve kil maddeleridir. Bu yakma işlemi için yaklaşık 130 kilovatsaat enerji harcanmaktadır. Bütün bu işlemlerin sonunda da yaklaşık 1 ton karbondioksit üretilmektedir. Biz bu işlemler sırasında ortaya çıkan sera gazını nasıl azaltabileceğimizi düşündük. Çünkü yapı malzemesi üretiminde Türkiye, Avrupa 2’ncisi. Eğer biz bu sera gazını düşürmezsek ülkemize farklı vergiler uygulanacak” diye konuştu.

‘SERA GAZI SALINIMINI YÜZDE 20 ORANINDA AZALTIYORUZ’

Projenin detaylarını anlatan Doç Dr. Ali Mardani, şunları söyledi:

“Proje kapsamında ürettiğimiz katkı, öğütme kolaylaştırıcı katkıdır. Bu katkı, bütün çimento fabrikalarınca kullanılmaktadır. Ancak biz organik asitler bağlayarak bu katkı maddesini modifiye ettik. Böylece bu katkı öğütme kolaylaştırıcı görevi yaparak verimliliği arttırıyor ve su kesme özelliğine sahip oluyor. Ayrıca klor iyonlarını kendisine bağlayarak paslanmayı engellemekte. Bu katkı sayesinde çimento üretim sürecinde yaklaşık yüzde 20 enerji verimliliği sağlıyoruz ve sera gazı salınımını yüzde 20 oranında azaltıyoruz. Bu betonun su kesme özelliği de kullanırken yayılması için önemli. Normalde bunu sağlamak için betonu akışkan hale getirecek katkılar kullanmamız gerekiyor, bu bir maliyettir. Bizim sentezlediğimiz katkı bu özelliği de taşıdığı için, su azaltıcı madde gereksinimi azalıyor. Bu da hem maliyeti düşürüyor hem su azaltıcı özelliği sayesinde, daha kaliteli beton üretmemizi sağlıyor. Bu madde sayesinde betonumuz daha ince partiküllü olduğu için betonun yaşlanması gecikiyor.”

‘YIKIMIN EN BÜYÜK NEDENLERİNDEN BİRİ DEMİRLERİN PASLANMASI’

Depremlerde meydana gelen yıkımların önemli bölümünün, klor nedeniyle paslanan inşaat demirlerinden kaynaklandığını söyleyen Doç Dr. Mardani, geliştirdikleri maddenin klorun demire ulaşmasını engelleyeceğini ifade ederek, “Bu betonun klor iyonlarını kendine bağlama özelliği vardır. Son zamanlarda yaşadığımız depremlerde meydana gelen yıkımlarda, gördük ki yıkımın en büyük nedenlerinden biri demirlerin paslanmasıydı. Özellikle denize yakın bölgelerde klor kaynaklı paslanma çok fazlaydı. Biz de bu malzemeyi geliştirirken klor kaynaklı paslanmaların önüne nasıl geçtik. Ekibimizdeki kimya hocalarımızın da desteğiyle, bu katkıyı biraz daha revize ederek klorla bağlanma potansiyeli kazandırdık. Betona klor sızdığı zaman, bu madde kloru kendine bağlıyor ve klorun demire ulaşmasını engelliyor. Böylece paslanma gecikiyor ya da engelleniyor ve betonun ömrü artmış oluyor. Betonun servis ömrünün artmasıyla hem yaşanan felaketler biraz da olsa indirgenmiş oluyor hem ekonomik olarak beton daha uzun ömürlü oluyor hem de çevre kirliliğinin de önüne geçmiş oluyoruz” açıklamasında bulundu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx