Tüm dünyada çok satan, azimli bir savaşın öyküsü: Sol Ayağım

Christy Brown, 1932 yılında İrlanda’nın Dublin kentinde hayata gözlerini açtı. Beyin felcinin bir kurbanı olarak doğdu. Kitabın ismine de ilham kaynağı olan sol ayağı dışında konuşmasını ve hareketlerini kontrol edemiyordu. Kitap yayımlandığında özellikle engelli insanlar için büyük bir örnek olmuş, bir dönem en çok okunan eserlerin başından gelmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın da 100 Temel Eser’i arasında yer alan Sol Ayağım, sürükleyici, eğlenceli ve bir o kadar da öğreticidir. Yazar, 160 sayfadan oluşan kitabı sol ayağıyla yazdı. Bunun dışında bir şiir kitabı da kaleme alan Brown, 1981’de hayata gözlerini yumdu. Roman, 1989 yılında yazarın adıyla sinemaya uyarlandı. Christy Brown’un konuşamaması, yürüyememesi, zihinsel olarak gelişememesi ailesini büyük üzüntüye sevk ediyordu. Yapılan bütün tıbbi çalışmalar sonuçsuz kalıyor, doktorlar Brown’un fazla yaşamayacağını düşünüyorlardı. Zorlu süreçte hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan annesi bıkmadan usanmadan oğlunu iyileştirmeye çalışıyordu. Annesinin bu çabaları nihayet sonuç verecek ve Christy sol ayağını kullanmaya başlayacaktı. Oğlundaki bu olağanüstü başarıyı gören annesinin sevincine ise diyecek yoktu. Oğluna bütün alfabeyi öğreten fedakâr anne emeğinin karşılığını böylece almış oluyordu. Brown’un ayağıyla yazdığı ilk kelime ise “anne” olur. Tüm dünyada çok satan, azimli bir savaşın öyküsü: Sol Ayağım #1 Brown’un annesi dünyaya yeni bir bebek getirir. Oğluna yeteri kadar zaman ayıramayacağını düşünen anne, oğlu için bakıcı bir kız tutar. Christy, kendisine bakmakla mükellef olan bu güzel ve tatlı kıza zamanla tutulmaya başlar ve âşık olur. Ama bu aşkın imkânsız olduğunun da farkındaydı. Ona göre sağlıklı bir birey olsaydı, kız da onun duygularına cevap verecekti. Öte yandan mahallede Jenyy adında başka bir kıza da âşık olur ama o da diğeri gibi karşılıksız kalır. Doktoru, bir gün eve gelerek kendisini muayene eder. Brown’un mırıldanarak bir şeyler anlatmak istemesi herkeste şaşkınlığa sebep olur. Bu aynı zamanda Christy’nin konuşmaya başlamasının ilk işaretidir. Yazar, konuşma eksikliğini dramatik cümlelerle anlatıyor: “Konuşmak benim çabalarım arasında, insanlarla sıradan ilişkiler kurmamda her zaman en büyük engel olmuştur. Çünkü konuşma olmaksızın insan kaybolmuş gibidir. Milyonlarca şey söylemek yerine bir kelime bile edemez. Yazmam gayet iyiydi, fakat sadece yazılı kelimelerle anlatılamayan, hissettirilemeyen bazı duygular vardır. Yazmak ölümsüz olabilir ama sesin yaptığı gibi iki insan arasında boşluğu doldurmada bir köprü oluşturamaz. Keşke dünyadaki en iyi kitabı yazmak yerine bir arkadaşımla sıkı tartışma veya bir kızla birkaç dakikalık sohbet yapabilsem.” Kitabı okuduğunuzda her sayfasında duygulanacaksınız. Akıcı üslubu, cümleler arasına serpiştirilen ince göndermelerle öğretici yanının ağır bastığı gerçek bir yaşam öyküsü. İletişim için: [email protected]

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.